Şehir, ilan, firma, etkinlik, haber, eğlence, müzik ve haber portalınız.

BAKIRLAR OTO E-TICARET SITESI HIZMETINIZDE

DEDAŞ ZULMÜNE HAYIR DE & AYAĞA KALK URFALI!

Recep KÜÇÜKÇAY: (Siverek Gürakar eski Bld. Başkanı-Ak Parti Siverek Bld. Başkan Adayı)İşim

İşim gereği uzun zamandır Siverek dışındayım. Yaklaşık bir yıldır kapısını dahi açmadığım evime 1.300 liralık fahiş bir fatura geldi! Faturaya itiraz etmek için Siverek DEDAŞ müdürünü aradığımda aldığım cevap “Borcunu ödeyeceksin yoksa senin adına kayıtlı bütün aboneliklerin enerjisini keseriz!” oldu.

Kapılarımıza bırakılan faturalara itiraz hakkımız bile yok! Kurbanlık koyun gibi ve neye istinaden kesildiği belli olmayan cezaları ödüyoruz!

M.Nazif İZOL:
(Karaköprü Sakini)

Ekrem Ağabey; Karaköprü Mehmetçik Mah. Küme Evler de yüzlerce hanenin elektriğini üç gündür kestiler! Ara ara yüksek voltajla verilen enerji nedeni ile gariban mahallelinin bütün elektronik eşyaları bozuldu.

Yetmedi, sürekli yüksek voltajla gelip giden elektrik yüzünden yanan elektronik cihazların yangın çıkarma korkusu yüzünden uyuyamaz olduk!

Fatma T:
(Yatalak Hasta Annesi)

Evladım; benim oğlum ancak elektronik cihazlara bağlı olarak yaşama tutunan bir hasta. Elektrik kesintileri evladımı her defasında ölümle burun buruna getiriyor. Çareyi jeneratör de bulduk ama bu kez jenaratörün çıkardığı gürültü nedeni ile komşularımızın haklı tepkileri ile karşılaşıyoruz!

Ne yapacağımızı bilemez halde bir yandan evladımın yaşadığı sıkıntı diğer yandan komşularımla kötü olmanın çaresizliği içindeyim.

Yüksek faturalar da zaten pahalı tedavi sürecinde belimi iyice bükmüş durumda!

M.Mustafa AKIL:
(Karakeçili Aşireti Kanaat Önderi/Çiftçi/İşAdamı)

Ekrem Ağabey; dededen beridir çiftçilik yaparak geçiniyoruz. Lakin DEDAŞ’ın desteklemerimize koyduğu blokeler, kuyular için kestiği sabit ve fahiş ücretler yüzünden artık çiftçilikten vazgeçme noktasına geldik.

Kuyu başlarına konulan uzaktan kumanda sayaçlar ise başlı başına bir dert bizim için! Çünkü üstü açık sayaçlar tamamen korumasız ve dolayısıyla haşare gibi hayvanlar dadanıyor! Haliyle duran sayaçlar bu kez bize kaçak elektrik cezası olarak korkunç rakamlar olarak dönüyor.

Çiftçiler her ekin mevsiminde resmen tefecilerin kucağına itiliyor!

Mehmet AKTİMUR:
(Karacadağ Sakini)

DEDAŞ uygulamalarının bütünü 2 milyon Urfalı’nın üzerine karabasan gibi çöktüğü bir süreçten geçiyoruz!
Sokak trafolarına bağlanan otomatik okuyucu sayaçlardan tutun, ülkenin batısındaki farbrikaların kaçaklarına ve dahi TRT payına her enerji kaçak, işçilik giderinin acımasızca sırtımıza yüklendiği saçma bir cezalandırma sisteminin esiri olmuşuz!

Sahi TRT payı diye tonla ödeme kesiyorlar ama TRT birgün haklı isyanımıza mikrofon uzatmadı!

Bir ayın 20 gününü elektiriksiz ve karanlıkta geçiren Urfa halkının sözde vatandaşın haklarını korumakla görevli tüketici mahkemeleri tarafından görmezden gelinmesi; konu DEDAŞ olunca sessiz kalması ise apayrı bir skandaldır.

Mustafa ALAN:
(Urfa Sakini)

Çalışanlarına sadece 1.600 maaş veren; şube müdürleri Karaköprü de jenaratörlü lüks evlerde ikamet eden DEDAŞ’ın hangi uygulaması insani ki?

Bakın; 1.600 lira maaşla çalışan personelin yüksek prim kaygısı ile vatandaşa habire ceza kesmesi kadar doğal bir şey olabilir mi?

DEDAŞ vatandaştan çaldığını çalışanları prim adı altında halkı sömürme yolu ile almaya teşvik ediyor.

Velhasıl DEDAŞ acımasız bir sömürü kuruluşu ve karanlığın efendisidir Urfa da!

Oktay DOKAY:
(Urfa Sakini)

Sayaçlara bakılmadan kesilen 1.200/1.500 aralıklı faturalar Urfa halkına nedeni belli olmayan bir cezanın vebali gibi dayatılmakta; halk karanlığa ve bitmek bilmeyen maddi bir ceza ödemeye mahkum edilmektedir.

Yasin UÇAN:
(Kasap)

Enerji kesintileri en çok temel gıda satan biz esnafın belini bükmekte; her seferinde ciddi ekonomik zararlar vermektedir.

Bir yandan uzun süren kesintiler yüzünden satılamaz hale gelen etler; öte yandan fahiş abartılı faturalar yüzünden kepenkleri zararla kapatıyor ya da ardı ardına iflas bildirmek durumunda kalıyoruz!

ORADA KİMSE VAR MI?

Bu sesleniş 99 Kocaeli depreminde göçük altında kalan depremzade mağdurları kurtarmak için atılan çığlık sesiydi!

Hepimizin yüreklerini burkan ve belki yıkıntılar altından bir can kurtarırız umudu ile atılan çığlıklar.

Şimdi ben de diyorum ki; aralarında siyasetçi, esnaf, bürokrat, çiftçi, akademisyen, mahalle sakini milyonlarca Urfalı’nın haklı çığlını duyacak bir devlet yetkilisi var mı?

Çünkü Urfa halkı DEDAŞ terörünün fay hatlarını kırdığı vicdanın göçükleri altında can çekişmektedir!

Nedir Urfa halkının DEDAŞ teröründen çektiği bu acıların sebebi?

TERÖR: Cumhurbaşkanının her türlü teröre savaş açtığı ve gövdesini ortaya koyduğu bir ülkede resmi bir kurumun yaptıklarının terörden farkı ne?

Eğer terör ve ya terörist dediğiniz elleri silahlı ölüm saçan insanlar, örgütler ise; ellerinde otomatik okuyucular ile halkımın alın terini, sofrasından ekmeğini çalarak daha da derin bir yoksulluğa ve ortaçağ karanlığa mahkum eden DEDAŞ benim için azılı bir terör örgütünden farksızdır.

Onların silahı otomatik okuyucular ve prim avcısı çalışanlardır.

DEDAŞ’ın soğuk namlusu olmayan cezalar ve çiftçiyi tefecilerin kucağına iten uygulamalardır.

JENARATÖRLÜ AĞALAR UTANÇ TABLOSUDUR!

Bakınız; DEDAŞ’ın 1.600 lira maaş ama ellerine otomatik okuyucu hafızalarına prim silahını vererek sokağa saldığı çalışanlar sömürü ve insanlık ayıbıdır!

Türkiye’nin en büyük barajını bağrında taşıyan ve ülke enerji üretiminin çoğunluğunu sağlayan Urfa da 2 milyonun karanlığa hapsedilmesi; elektrik kaçakçılığı damgası ile rencide edilmesi ülkenin utancıdır…

Bu şehri aydınlığa kavuşturmakla yükümlü DEDAŞ yetkililerinin Karaköprü de jebaratörle aydınlanan evlerde ikamet ettiği iddiası dahi rezlilliğin daniskasıdır!

Kendi oturdukları evleri ancak jenaratörler aydınlatabilen insanların varlığı üzerinden aklımızla alay mı ediyorsunuz?

KİMSİNİZ KİM?

Başkalarını bilmem ama yılın birkaç ayını gurbet ellerde geçirerek ve çıplak ve nasırlı elleri ile toprağı döve döve üç kuruş kazananan halkımın alın terini saçma sapan uygulamalar ile sömürmeye kalkıyorken zerre utanmıyor musunuz?

Ve kimsiniz kim?
Kim oluyorsunuz da Urfa halkının emeklerini sömürüyor; çiftçisini tefecilerin kucağına oturtuyor, fahiş faturalar ile bel büküyorsunuz?

Bu bölgede iktidar partisinin kalesi, enerji üretiminin ana yurdunu karanlığa, insanlarını yoksulluğa mahkum etme hakkını kim veriyor size?

Yoksa Ak Partinin kaybetmesi için muhalefet ile iş birliği içinde misiniz?

Öyle ya; son üç genel ve yerel seçimde Ak Partinin kaybettiği oyların %50’sini DEDAŞ’ın hanesine yazan Urfa halkının haklı tepkileridir…

Aklınızı başınıza alın ey DEDAŞ yetkilileri! Zira yoksul, mevsimlik işçisi halkımın alın terini daha fazla yemenize müsaade etmem!

Tek başıma kalsam bile sizlerin terörden beter uygulamalarınıza karşı savaşacağımı bilin…

Urfa halkı mazlumdur, masum ve misafirperver, yufka yürekli güzel insanlardır. Ama Fransızca dünyayı dar eden Urfa halkının sabrını taşırırsanız gerçekten pişman olursunuz…

Çekin ellerinizi halkımın, şehrimin sofrasından, emeğinden artık.

Başlarım sizin hizmet bedeli altında 60 liralık tüketim bedelini 3.60 liraya çıkaran emek hırsızlığı uygulamalarınıza!

BAKIRLAR OTO DIZAYN&AKSESUR

1.600 lira maaşla sömürdüğünüz işçilerin SGK’larını, primlerini ödemek zorunda mıyız?

Yok TRT payı
Yok kesinti
Yok hizmet bedeli
Yok zıkkım!

Zıkkım demişken; Urfa halkının kursağından çaldığınız her kuruş zehir zıkkım olsun hepinize be!

Siz benim halkımın hangi acılarla ayakta durduğunu; hayatını ne zor şartlar altında idame edebildiğini biliyor musunuz?

Kimsiniz ki Urfalı çiftçileri hayattan bezdirdiniz?

Urfa da çiftçiliğin, hayvancılığın bitmesi ülke tarım ve hayvancılığının çökmesi, kalbinin durması demektir efendiler ve bunun sorumlusu sizlersiniz.

ZAVALLI YEREL BASIN!

Diyeceksiniz ki; Urfa yerel basını DEDAŞ’ın zulmüne karşı neden bu kadar sessiz?

Ayak oyunlarınızı yerim sizin ha!

Eski bakanın TİGEM ve birkaç resmi kuruluş üzerinden yüz binlerce liralık fatura kestirerek satın aldığı gazeteci eski bakanı eleştrebilir mi?

Çoban köpeğinin sürü çobanına havladığı görülmüş müdür ki; üç kuruşa kendini satan kalemler siyasileri eleştrsin?

Halk Eğitim evlerinde olmayan kursun olmayan öğretmeni olarak maaş ve ödenek alan gazeteci Halk Evlerinde yaşanan çarpıklıklara dair kalem sallayabilir mi?

Belediye başkan yardımcısı ile ortak site açan gazeteci o belediyenin ihale vurgunlarını yazabilir mi?

Milli Eğitim müdürüne istediği torpili yaptıramayan, ihale alamayan siyasetçinin gönderdiği paraya el pençe duran gazeteci o siyasetçinin ailece şehri tefeciliğe mahkum etmesini yazabilir mi?

Ancak utanmaz bir şekilde milli eğitim müdürüne saldırır çünkü artık onu üç kuruşa satın alan sahibi vardır!

Hem kendi adı hem muhabiri, çaycısı, yazarı SKM’den tonla para kazanan gazeteci çıkıp şehrin aksayan siyasetine dair kalem çalabilir mi?

Üç beş kişi bir araya gelip tek kişiye belden aşağı saldırarak para kazanmayı şiar edinmiş gazetecilik anlayışı güdenler halkın acılarını yazabilir mi?

Bakanlar, milletvekilleri sayesinde kurumlarda yönetim kurulu üyeliği alan gazeteciler o kişileri eleştrebilir mi?

300-500 okur kitlesi ile yıl boyunca 300-500 bin lira kazanan gazeteci dönüp para kazanmasını sağlayan kurum, kuruluş veya siyasileri eleştire bilir mi?

Bakınız; sayıları bir elin parmaklarını dahi bulmayan birkaç onurlu gazeteci dışında yerel basın bitmiştir.

Ve bu yerel basının DEDAŞ zulmüne karşı ses vermesini beklemek abesle iştigal beyhude bir beklenti olur.

Kimden kaç para çarparım kaygısına düşmüş gazeteci bozuntularının umurunda değil Urfa halkı bilesiniz…

Hain 15 Temmuz darbesi kalkışmasından hemen sonra terfi almak için kendi kurumlarından binlerce masum insanı ihraç ettiren müdürler nasıl masumların canını yaktıysa; DEDAŞ’a karşı sessiz kalan gazeteciler, siyasiler o denli can yakan birer günahkardırlar benim gözümde.

Seçimde gideceğini anlayınca “Aman Ekrem Abi yardım et!” diye bana koşan sonrasında kalınca veya seçilince kıçını dönen vefasız bazı belediye başkanlarından bu halkı DEDAŞ zulmüne karşı savunmalarını beklemek zaten benim için birer zavallıdırlar!

O belediye başkanlarını/adaylarını da, aday adaylığı sürecinden kapı kapı kimlere ne teklif ettiklerini de başka bir köşe yazımda kaleme alacağım.

Benim mücadelem gördünüz efendiler. Bana vurmayı; haklarımı gasp etmeyi ve vefasızlığın ne olduğunu göreceksiniz!

Cumhurbaşkanına yardakçılık yapmak için en ufak fırsatı kaçırmayan bazı STK başkanlarının DEDAŞ zulmüne karşı tek bir açıklamasını duydunuz mu?

Varsa yoksa siyasilerden imtiyaz koparmak telaşındasınız!

Başta Ticaret Borsası Başkanımız Mehmet Kaya olmak üzere; 3-5 onurlu ve gerçekten şehrin derdi ile dertlenen isimleri tenzih ediyorum.

BİR VALİ İLE NEREYE KADAR?

Bazen düşünüyorum da; Abdullah Erin bu şehir de olmasa hali ne olurdu şehrimin?

Urfaspor dara düşer: Haydi Valim koş!

Suriyeliler sorun çıkarır: Haydi valim koş!

Bir dönüm arazi, bir tavuk uğruna kardeş kardeşi vurur: Haydi valim koş!

Koş Abdullah Erin; yoksula koş, mazluma koş, çaresize koş, kavgamıza, düğünümüze, çarpık ve bel altı siyasetimizin tamirine, şehrin huzuruna koş!

Gördüğüm tablo zamanında çokça eleştirdiğim milletvekilimiz Halil Özşavlı dışında DEDAŞ’a karşı mücadele eden kimsenin olmadığı ve dolayısıyla Urfa halkının yine tek umudunun vali Erin olduğudur!

MUMA DÖNDÜK CUMHURBAŞKANIM!

Görüldüğü üzre Urfalı’nın yaşadığı bu zulmün son bulması için emek verecek kimsemiz yok!

Uzay çağında muma mahkum edilen ve soyula soyula muma dönen çaresiz bir şehrin mazlum halkı olduk!

Milletvekilleri yok, bürokratlar yok, STK başkanları yok!
Abonelik ve imtiyaz derdinde basın kör ve sağır!

Ve Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum:

Sn. Cumhurbaşkanım; DEDAŞ zulmünün bitmesinin tek çözümü kurumun yeniden devlet tekeline geçmesidir.

Aksi halde DEDAŞ bölgede ciddi mağduriyetler yaratmaya dolayısıyla şehri huzursuz etmeye ve siyasi bir kaosa sürüklemeye devam edecektir.

AYAĞA KALK URFALI!

Buradan Urfa halkına sesleniyorum:

Bu haksızlık karşısında kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz!

Nasıl mı; sosyal medya etkinlikleri ile…

Cimer üzerinden toplu şikayetlerle seslerimizi duyuracağız.

Başka da çaremiz yok ve böyle devam ederse DEDAŞ anamızı anlatmaya devam edecek.

Sahi soruyorum; işsizlik, madde bağımlılığı, derin yokluklar, terör derken analarımızın bir de DEDAŞ yüzünden dökecek gözyaşları kaldı mı?

Urfa halkı kendi hakkını savunamayacak kadar zavallı mı?

Kalkın ayağa artık. Geç bile kaldınız..

Kaykan:https://www.haber-sanliurfa.com/yazarlar/ekrem-arpak/dedas-zulmune-hayir-de—ayaga-kalk-urfali/30051/

Modern Ofis Buro Mobilyalari

Yorum bırakın